Tanrıça Venüs'ün Akdeniz'in köpüklerinden doğuşu söylenceler olsa da Ayvalık 'ın zeytin yeşili ile Adalar denizinin mavisinden doğduğu kesindir.Her yaz kısacık süre de olsa uğrama olanağı bulabilenlerin bir tutku haline getirdikleri Ayvalık ; Tüm kış boyu özlem ve düşleri süsler ,Alibey (Cunda) adasında güneş batarken uzun sohbetlerin başladığı kıyı restaurantları ,biri diğerinden daha az lezzetli olmayan yöremize özgü mezeler ,balık yemekleri, liman boyunca yapılan akşam yürüyüşleri ,her dönemeci tarihe tanıklık eden sokaklar,özgün mimari yapılar ,zeytin ve çam ağaçlarının kokularını saçlarınıza süren tatlı esinti, bu bölgedeki yaşamın ve ilişkilerin uygar ,alçakgönüllü ,dingin başkalığı... Ayvalık çarşısındaki her perşembe pazar kurulur.Neredeysa tüm yazlıkçılar oraya uğramadan edemezler.Ürün çeşitliliği ve çevre köylerden getirilen sebze-meyvelerin tazeliğinin ötesinde ,satıcıların iletişiminde yaşanan içtenlik ve sıcaklıktır belki de onu çekici kılan .Öyle ki bu pazar yeri ile sınırlı kalmayan rahatlık ve konukseverlik,karşıdaki Midilli adasında yaşayan komşu yunanları da buraya çekmektedir.O gün Ayvalık'a teknelerle önemli sayıda konuk gelir,özgürce dolaşır,yemek yer,çekincesizce günlük/haftalık alışverişlerinin yaparlar. Geçmişte iki devlet /toplum arasında yaşanan olumsuz siyasal olayların burada hiç bir izi kalmamıştır sanki. Ancak bazı güncel gelişmelere baktığımızda ;bu geçmişi unutma,yaşananları tarihin nesnel yargısına bırakma ve bir dostluk ortamı oluşturma çaba ve eyleminin daha çok bizimle sınırlı kaldığını gözlemleyebiliriz.. Son yıllarda Yunanistan ile aramızdaki sorunlarda genellikle alttan alan bir ülke ve en haklı ulusal davalarımızda bile sanki "özür dileyen bir suçlu" görünümüne büründük.Öte yandan ,kültürel alanlarda da garip bir yaklaşımlar sergilemekteyiz.Örneğin ,iki-üç yıldan beri televizyonlarda gösterilen bazı yerli dizi filmlerde ,konu ya da dönem ne olursa olsun;öyküde bir kaç "yunan/rum" figürü mutlaka bulunmakta ve çoğunlukla da hep olumlu bir "tiplemeyle"sergilenmektedir.Bu karakterler barışcıl ,insancıl,yardımsever ,kültürlü v.b ,Daha ilginç ve gerçektende düşündürücü olanı ise ulusal kurtuluş savaşımızı konu alan kimi dizilerin senaryolarıdır. Öyle ki bu filmlerde yunan askerleri bile "iyicidir" ya da "o kadar da zalim/kötü"değillerdir. Her türlü sanatsal/tarihsel görüş ve eleştiri bir yana 20.yy.'ın ilk çeyreğinde işgalci yunan güçleri ile vatanları uğruna savaşan ,ölen ,yaralanan,sevdiklerini yitiren asker/sivil atalarımız tamamen "reyting" kaygıları ile kotarılan bu yerli filmleri izleyebilseler,yorumları nasıl olurdu.? acaba,,,Türklerew ve ortak tarihimize yönelik olumlu duyguların Yunanistanda da oluşması (örneğin benzeri motiflerin Yunan filmlerinde de işlenmesi)durumunda ,böylesi yaklaşımların özellikle gelecek kuşakların dostluğuna sağlayacağı katkı yadsınamaz elbette .Karşılıklılik esasına dayanan bu tür etkinliklerin her iki yakada da arzulanır bir süreklilik kazanması önemlidir.Ancak ve ancak durum böyle olmadığı gibi komşumuzda "Türk düşmanlığı"nın hâlâ (belki de artarak)sürdüğünü görmek üzüntü ve umutsuzluk yaratmaktadır.Geçen aylarda bir askeri okullarında yaptıkları saygısızlık "Pontus rum soykırımı" diye yeni bir tarihi olay (Tarihi baştan yazmaları) kurgulamaları ,üstelik bunun için anıt dikmeleri ,oradan Anadolu'ya ( en azından resmî ) bakışın bizimkine koşut ,eşdeğer ve de ayni naiflikte olmadığını kanıtlayan ,çok önemli iki güncel olgudur.Özetle siyasal/sosyal/kültürel yaşamımızda adeta moda halini alan ,ancak tuhaf bir tek yanlılık ve özgüvensizlik içeren; kimi sinema yapıtlarında ise en abartılı boyutlara ulaşan ,dost -iyi - olumlu "Yunan imgesi" yaratma çabamız kanımca Adalar denizinin "yalnızca" beri (bu) yakasından öte yakasına uzatılan bir "yalnız" zeytin dalıdır...
|
TAKDİR - 2006-11-30 22:46:01, 2006-11-30 22:46:01
Bir Balıkesirli olarak yaptığınız çalışmalarla gurur duydum. Takip edeceğim.Çalışmaların devemı dileğiyle.
Yazan: arifozkaya