Süleyman paşa Çimni ve Tekfur dağı halkının mazeretlerinden çekindiği için bunlardan askerlerle onların evlat ve eşleri çocuklarını Karesi vilayeti içlerine geçirdiler ve buna karşılık Rumeli'deki Türk nüfusunu arttırmak için Karesi halkından onbin kadar nüfus Rumeliye nakledildi.( Süleyman paşa Çimni ve Ayaşlonya "Kale halkını aileleriyle Karesi vilayetine geçirip yerlerine karşıdan Türk halkı çağırmasıyla iskan ve bu kuvvetle dahi gelecekte güvenliği sağlamak ve etminan eyledi)(Haber-i sahih ,cilt 1 s.73 ) Taraf taraf Türk gönüllüleri bu büyük mücadeleye katıldılar.Rümeli fethinde en büyük görev ve en çok fedakarlık gösteren Karesi ileri gelenleridir.Hammer tarihinde Rumeli'ye sallarla geçişi tarihin masalsı kısmında anlatılıyor.Bununla birlikte teredüt edilen nokta "sal " ile geçilmesi rivayetidir.Bazıları Rumeli'ye geçiş olaylarının Rumlardan gizli tutulmasından dolayı bu yolda hareketin zorunlu olduğunu söylüyorlarsada (Esfar-ı Bahriye-i Osmaniye ) bir donanması olduğu tarihen bilinen Karesi gemilerinden ve sahilde bulunması pek doğal olan kayıklardan niçin faydanılmadığı kafalarda kalan sorulardır.( Anlatılan zamanlarda ki Osmanlı donanması da vardı.Rumeliye geçiş olayı Orhan bey ile oğlu Süleyman bey arasında kararlaştırdıktan sonra gereken askeri önlemleri ve deniz kuvvetlerini göz önüne almayarak basit yapılmış sallarla karşıya geçmek muhakkak ki masaldan başka bir şey değildir.Bundan başka Rumeliye geçildikten sonra fethin yerleşmesi için asker getirilmesi ve bu duruma Bizans İmparatorluğu donanmasının engel olmama durumunu ,Türklerin elinde Bizans imparatorluğu donanmasından daha güçlü bir donanma olduğunu göstermez mi ? ) Bu anlattığım araçlardan istifade edilmeyip de uzun uzadıya sığırlar kestirip tulum veya sallara bağlamak için kayışlar yapılması ve uzun süreler uğraşarak yapılan bu sallarla Rumeli'ye geçilmesi bilinmez ? Ne derece doğrudur.!Bizim tarihlerin hemen hepsi "sallarla" geçildiğini yazıyor. Ali Efendi (Künhü'l-Ahbar) 'da " Akdeniz'i geçmişiz biz iki salla Oldu bizim salımız taht-ı Süleyman bize Himmet-i merdânla gaybten irsalle Gözlerimizi açmışız ahseni a'malle " beyitlerini yazdığı gibi Mevlit Nâzımı Süleyman Çelebi 'nin dedesi Şeyh Mahmut'un da ; Velâyet gösterip halka suya seccâde salmışsın Yakasın Rumeli'nin dest-i takva ile almışsın. beyti de ünlüdür.Bu sal efsanesinin sonradan uydurma olduğuna şüphe yok.Türklerin Rumeli'ye geçişlerinde o zaman saltanat davalarıyla uğraşan Bizansa karşı güçlü bir donanmaları vardı. "Sal " efsanesi halkın manevi gücünü arttırmak ,başlarındaki Osmanlı hanedanına bağlılıklarını kuvvetlendirmek için sonradan tertip edilmiştir.Zaten Osmanlı Tarihinin baş tarafı diğer beylikleri ve genişleme kısmı vesikaları ince bir incelemeden geçmelidir. İ.H.Uzunçarşılı
|