balıkesir efsaneleri

Hakkımda

Karesi Fahri Hemşerisi ve Maârif Müdürü Sayın Ord.Prof.Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın çalışmalarını saygıyla ve minnetle anıyoruz.
Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım

Aclan Bey Oğlu Demir Han (Kısım 2) - 12:07, 15/8/2006



Orhan Gazi evladı gibi yanında büyüttüğü Dursun Bey'in ölümünden dolayı çok üzülerek ağladı.Bu hainlik Karesi ileri gelenlerini Demir Han'dan tamamiyle soğuttu.Orhan Gazinin metbuiyetini (bir hükümdara tabii olma durumu) istediler.Eğer Demir hanla orhan bey anlaşacak olursa Demir Han aleyhdarı Karesi ileri gelenlerinin mevkileri zorlaşacaktı.Bu Dursun Beyi katledilme meselesi halkı da üzmüştü.Orhan Bey bu durumdan istifade bütün Karesi emirliğini kendi beyliğine kattığını ve halkının yerlerinde kaldığını ve Demir Han'a tabii olanların katledileceklerini ilan etti.(Memalik-i Aclan külliyen feth olunmak matlubtur.Ona tabii olanlar gitsin.Bizi isteyenler burada kalsın diye nida ettrip yürüyüş ferman eyledikde" Gülşen-i Maârif'den)  Demir han Bergama kalesinde bir müddet daha dayandı.bergamalılar kendi kalelerinden başka bütün civar köy ve beldelerinin Orhan Gaziye tabiiyetini görünce çekindiler ve Demir han 'ın yanına gidip Bergamadan başka het tarafın zaptedildiğini  ve buradaki savunmanın faydasızlığını kendisine anlattılar.Affı için Orhan Gazi nezdinde aracılık edeceklerini ve eğer dinlemeyecek olursa kendisi bağlayarak padişaha teslim edeceklerini makam-ı tehditte söylediler.Kale halkının desteğinden ümidini kesen Demir han çaresiz bir şekilde Orhan gazinin yanına gitmeye mecbur oldu.Kardeşinin katlinden dolayı cürmü Orhan gazi tarafından affedilen Demir Han'ın bütün memleketi elinden alınarak kendisi de  Bursa'ya gönderildi.Ve iki sene daha yaşayarak Miladi 1339 'da yumrucak denilen ta'un (Veba hastalığı) illetinden vefat eyledi.Karesi'nin ele geçirilişi Hicri 737, Miladi 1337 tarihindedir.Demir Han'ın gaddar olması emirliğin ileri gelenlerinin kendisini terk etmelerine ve bu da sonucunda beyliğin elinden gitmesine sebeb olmuştur.Bergama halkı Orhan bey tarafından elde edilmese idi,Demir Han'ın mukavemet eyleyeği şüphesizdi.(Karesi oğullarının henüz parası elde edilememiştir.Galip Bey'in Germiyan Oğulları parası arasında germiyan diye okuduğu gümüş sikkenin germiyan değil demirhan olduğu anlaşılmıştır.Acaba bu para Karesi oğlu Demir Han 'a mı aittir.?Parada tarih yoktur.)Mahkeme-i Şer'iyye sicillerinin kaydına göre Karesi oğullarının torunları zamanımıza kadar gelmiştir.Karesi evladından İmir Beyin sosyal görev gören vakıf idaresi evlatlarına şartlı olup bugüne kadar onların tasarrufunda kalmıştır.Sicillerde Karesi evladından olarak vakıf yöneticilerin isimleri bellidir.İmir bey sosyal vakfı Balıkesir'in okuflar köyünde, olup kendisi burada bir türbede yatmaktadır.Kitabü't Tarif zamanındaki Akira-Ekira yani Karesi emirinin ismi Demir han bin Karesi (Karesi oğlu Demir Han Bey )olduğunu ve bu hükümdarın Türkmen taifelerinden hangisinden olduğunun malum olmadığını yazar ,aynı eser Demir han'ın Mısır'la yazışmalarında kendisine Osman oğulları gibi (Sûratü hâze'l-mükatebeti ile 'l-meclisi's sâmi) diye hitap edildiğini beyan eder.Demir han bey 1337 yılında beyliğin başına geldiğine göre hükümdarlığın bir seneye bile varmadığı anlaşılır.Hayrullah bey miladi 1335 tarihinde Aclan Beyin vefatını yazıyor ki oğlu da aynı tarihte beyliğin başına geçiyor demektir.Fakat M 1337 yılında ittifak vardır.Tevki'i Mehmet paşanın tarihçesine göre Karesi'nin fethi 1335 yılındadır.(Türk Tarih Encümeni mecbuası no;2 ) "Mesalikü-l Ebsar " Demir han'ın asker ve ülkelerinin bolluğundan ve askerinin Orhan gazinin askerinden çok olduğundan bahsettiği gibi Demir Han'ın rumlarla yaptığı savaşlardaki ustalığından bahs ile civar rumların kendisinden korktuğunu yazar.Orhan Gazi Karesi'yi memleketine ilhak ettikten sonra ileri gelenlerden olan Hacı İl bey,Evrenos ,Ece ,Fazıl Beyleri kendi üst düzey komutanları sınıfına alarak ,Karesi valisi tayin ettiği oğlu Süleyman Paşanın emrine verdi.(Ve eyalet-i an memalik-i ra nefer zend bozorkter hod Süleyman Paşa Erzani daşet ve hemkey ümera ve leşkeran Karesi ra be-destur vali-i sabık bi-mülazemet o ber kemaşet ve zabt-ı memleket ve sipahra bedesturu bi-kabza-i ihtiyar Habı İl Bey'i ve Gazi Fazıl ve Ece Bey ve Evrenos Bey'in bazdad....Heşt Beheşt'ten)

 


yok Yorum | Yorum yaz

Aclan Bey oğlu Demir Han Bey (Demir han bey bin Aclan bey bin Ka - 12:22, 14/8/2006

Aclan beyin ölümünden sonra üç oğlundan en büyüğü olan Demir han babasının yerine Karesi emiri oldu.Bu sırada Aclan beyin ikinci oğlu Yahşi bey Bergama'da emir idi.Üçüncü oğlu Dursun bey ise daha evvel bahsedildiği üzere Orhan gazinin yanında bulunuyordu.Bizim tarihler Demir hanın ismini zikretmeyerek İbni Aclan diye bahsederler.Bize İbni Aclan 'ın Demir han olduğunu seyyah İbni Batuta ile Mesalikü'l Ebsar sahibi bildiriyorlar. Demir han zamanında Balıkesir'i ziyaret etmiş olan İbni Batuta Emirin haylaz bir adam olduğundan ve kendi adamlarının da iyi olmadığından bahs ile Demir Han'ın kendisine ipekli elbise vermiş olduğunu seyahatnamesinde kaydederek Mesalikü'l Ebsar ve Kitabü'l -Tarif ise " Demir Han Bin Karesi "diyerek bu zattan bahseder.Demir han gaddar ve haris bir adam olduğundan Hayrullah efendi anlatımına göre kardeşi Dursun Beyin pederinden kalan mirasının payına düşen kısmını gaspetmek sureti ile kardeşini kendi aleyhine döndürmüştür (Hayrullah efendinin şu açıklaması ile Aclan Beyzade Yahşi bey'in Bergamada beylik hüküm sürmüş ve Dursun Beyle Demir han arasında ülkenin taksimi için Orhan gazinin araya girmesi ve yol göstermesi Aclan Beyin vefatından evvel memleketini üç oğlu arasında taksim ettiği fikrini uyandırıyorçYahşi beyin bağımsız olarak Bergama emirliğinde bulunması bu düşünceyi kuvvetlendiriyor.) .Demir hanın devam eden zalimliği ve haksızlığı üzerine halk ve ayan memleket veziri Hacı İl Bey ile istişare ederk Demir Hanın yerine Orhan gazi yanında bulunan ve mirastan payına düşen hissesini verilmemesinden dolayı kardeşine dargın olan Dursun bey'in geri dönmesine karar verdiler.Tebeddül-i Emaret (Emir,beylik değiştirme kararı) için karar verilen mecliste Karesi ileri gelenlerinden Evrenos ,Ece Fazıl beyler de vardı.( Erkan kaffe-i vezir-i emaret olan Hacı İl Beyin başına toplanıp Orhan gazinin himayesinde olan Dursun Beyin daveti ile mesned-i emarete getirilmesine karar verdiler.(Haber-i Sahih). Dursun Beyi Orhan Gazinin yanından emirliğe çağırmak için bazı sözü geçen kimseleri bir takım hediyeler ile gizlice Bursa'ya gönderip durumu açıkladılar.Bu şekilde olaya vakıf olan Orhan Gazi Dursun Bey'i yanına çağırarak durumu kendisine anlattı.Bir kısım halkın arzusuyla hiç bir kuvvetle istinad etmeden sadece davet üzerine Karesi Hükümetini elde edemeyeceğini anlayan dursun Bey ;Orhan gazinin desteğini istedi.Balıkesir ,Edincik ,Manyas ,Edremit taraflarını peşkeş (Özellikle hükümdarların birbirlerine sunduğu hediyeler) olarak Orhan gaziye teklif etti ve kendisinin de Pınar hisar ,Kızılca tuzla ,Ayazmend ,Bayramiç ile yetineceğini söyledi.Orhan Gazi tarafından bu teklif kabul edilerek hazırlıklardan sonra Karesi üzerine hareket edildi.Güzergâhta bulunup Rumlara tabii olan Kirmasti (Mustafa Kemal Paşa ),Mihaliç (Karacabey) kaleleri alındı.Miladi 1337 Demir han ,Orhan Beyin yaklaştığını haber alınca ,zalimliğinden dolayı karşılık için kendisine taraftar bulamadığından olacak ki bazı eşyası ,aile ve çevresi ile korunaklı olan Bergama kalesine çekildi.Balıkesir'e yaklaşmış olan Orhan Gazi ; Hacı İl Bey ve Karesi ileri gelenleri ve memleketin halkı tarafından istikbal edildi.Kendisine hediyeler takdim edildi.Demir Hanın firarını haber alan Orhan Bey onu takiben Bergama üzerine yürüdü.Bergama savunması sağlam olduğundan ele geçirmek zordu.Bunu anlayan Orhan bazi kan dökülmeden işin halli ve memleketin ikisi arasında taksimini uygun görerek , Dursun Beyi yanına çağırarak " Devlet Erkânı ve üst yöneticiler seni babanın hükümetine istiyorlar,biraderinden nefret ediyorlar.Bütün memleketin ayan ve eşrafının ittifakı böyledir ki; Bergama Hisarına git,biraderini gör ve görüş ,aranızda barışıklık yapın.Kardeşini sekeşlikten vazgeçir,Memleket ikinizin arasında  taksim edilsin, herkes kendi hakkına razı olarak ortadan fitne ve fesat kalksın.Halk ,reaya ve fukara rahat yüzü görsün." (Heşt Beheşt'ten tercüme)diyerek iki kardeşin anlaşarak uyuşmasını emretti.(Haber-i Sahih' Orhan'ın Dursun beyi değil Hacı İl Bey ile ist düzey komutanlarını yanına çağırdığı yazılmaktadır.Cilt 1)Dursun bey bu teklifi kabul ederek kardeşi ile görüşmek ve konuşmak için Bergama Hisarının yanına sokuldu.Kardeşinin görüşmeyi uygun göreceğini ümit ediyordu.Hiç sakınmaya gerek görmeden ilerledi.Yanına Hacı İl bey ile memleket ayânları vardı.Kaleye yaklaştıkları esnada kaleden Demir Han veya başka biri tarafından atılan bir okla Dursun Bey vurularak vefat etti.Tarihler okun kardeşi Demir Han tarafından atıldığını yazıyorlar.(Dursun Bey ber hasb-i emr vacibü'l-ita'a-i Orhani ve bi'ittifakı Hacı İl Beyi ve müteeyyinan-i memleket be pay-i hisar-ı Bergama hadır-ı şüdend ve ez berader-i hod iltimas muvaceheh ber bala-yı Hisar ve tarh-ı müşavere ba yek diğer kerdend .Çün Dursun Bey ez şafa-yı hatır itimad ve ber mihr-i biraderi kerde bud ve bi mübalat ve ihtiyat ruy-i bi muvaceheh der averd.Lakin berader-i bozork ez kemal-i na mihribani ki şayi-i meyan ekser-izemanest ve bi iktida-yı adavet...Berader-i hodera ez çeşm-i rahm Dursun Bey ra helak-i sahte)(Heşt Beheşt'ten)


1 Yorum | Yorum yaz

Karasi Bey oğlu Aclan Bey (Aclan Bey Bin Karasi Bey) - 12:16, 12/8/2006

 Balıkesir Paşa Camii,, Aclan bey tarihlerin gösterişine göre Karesi Beyin oğludur.Karesi oğullarına dair hiçbir eser ve kitabe mevcut olmadığından bunlara ait bilgileri (tereddütlü olsa bile)  tarihlerimizden almak zorunluluğu var.Ajlan Beyin iktidara geldiği tarih belli değil,Bunların türbelerinde hafriyat yapılacak olursa belki mezar taşları çıkmak sureti ile vefatları tarihi ortaya çıkabilir.İdris-i Bitlisi (heşt Beheşt) 'de Hoca sadettin efendi (Tacü't-Tevarih'de Aclan beyin asker ve mal,mülkleri çokluğundan ve kuvvet sahibi olduğundan bahsediyorlar.(Camiü-d Düvel) Aclan Beyin son derece akıllı ,cesur ve düzenleyici olduğunu,Osman Gazi'nin başarılarını görünce ona bağlanma ve bazı savaşlarda askeri ile Osman Bey'e yardım ettiğini kayıt ve Orhan beyle dostluk üzere geçindiklerini yazıyor.Buna nazaran Karesi Bey'in Osman bey zamanında vefat ettiği ve Aclan Beyin de Osman bey beyliği zamanında Karesi beyliğini yönettiği anlaşılıyor.Aclan bey yanı başında beylik yöneten Osmanlı beyliği ile ilişkilerde bulundu.Bu ilişkiler dostane olup Osman, Orhan beyler zamanında Aclan beyin vefatına kadar devam etti.Hatta Karesi emiri;Osman gazi'ye askeri ile destek de bulundu,Küçük oğlu Dursun Bey'i emrine gönderdi.Bizim tarihler bu zatın ileri görüşlülüğünü bahis ile yanında günden güne büyümekte olan Orhan gazinin üstünlüğünü gördüğünden ona hoş geçinmek suretiyle Dursun Bey'i terbiye edilmek üzere Orhan'ın yanına gönderdiğini yazıyorlarsa da Osmanlı beyliği o zaman tarihlerin dalkavukluk ettikleri gibi öneme sahip olmadığından ve Mesalikü'l-Ebsar'a göre tam tersine Karesi beyliği kara ve denizden Orhan hükümetine üstün olduğundan Dursun beyin Orhan gazi yanında bulunmasını başka yönden incelemek gerekir.(Ali emiri efendi merhum,;Dursun Beyin Orhan gazi yanında bulunmasının iki hanedan arasındaki rekabetten ileri geldiğini söylemişti.) ( Osman veya Orhan beyin bir oğlu Çanakkale taraflarına kaçmış.Karesi oğullarından Aclan bey bu firari şehzadeyi babası mülküne saldırmaması  için Osman veya Orhan beye söz vermiş ve bunu teyiden küçük oğlu Dursun Bey'i rehine olarak Bursa'ya göndermiş olduğuna dair henüz bir belgeye dayanmayan  bir söylem vardır.Mesâlikü'l-Ebsar'ın Aclan beyzade Demir Han kuvvetlerinden bahsettiğine göre Aclan'ın beyliği zamanında hükümetin kuvvetli olduğu anlaşılıyor.Tarihlerde Ajlan Bey hakkında fazla bilgi yoktur.Aclan Bey vefatı tarihini Tacü't-Teravih,Camiü'd-Düvel ,Haber-i Sahih ,Solakzade ,Keyfiyet-i Zuhur-ı Al-ı Osman ,isimli eserler Miladi 1337 Hicri 737 ,Hayrullah Efendi Miladi 1335 Hicri 735 ,olarak gösteriyor.Meşhur Hacı İl Bey Aclan beyin vezirliği hizmetinde bulunmuştur.


yok Yorum | Yorum yaz

Karasi Bey ,,, - 17:41, 9/8/2006

Balıkesir ,,eski bir anı ,,Karesi Bey 'in Selçuklu hükümdarı 2.Gıyasettin Mesud'un nüfüzlu üst düzey yöneticilerinden olduğunu daha evvel ki bölümlerde yazmıştık.(,,,,,,El emuri  Karesi ve kâne min kiberil ümerais-Selçukiye .Kâne min havvassi Giyaseddin Mesut ve ümeraihil-Kibari ve emmel biladi elleti işteherat bi ismihi) (Camiü'd Düvel'den) ,,  Moğolların saldırılarından ve zülumlarından müteessir olan Karasi Bey uç beyi olarak Misya kıtasına çekilince hem bulunduğu mahalli muhafaza etti ve hem de çevreden toprak kazanmaya çalıştı.(Türk büyüklerinin merkezden çekilerek hududa gelmesi ,Moğolların hükümet işlerine müdahaleleriyle yaptıkları mezalimden ileri geliyordu.) Selçuklu devletinin dağılmasından az evvel Karasi bey de diğer uç beyleri gibi bağımsızlıklarını ilan ettiler.Karasi beyin uç beyliğine geldiği tarihle bağımsızlığını ilan ettiği tarih belli olmayıp Selçuklu üst düzey yöneticilerinin Miladi 1299 (Hicri 699) tarihinde hükümetlerinden ayrılarak bağımsızlıklarını ilan ettiği tarihlerimizde öteden beri yazılmış olduğundan bizde itibari olarak bilinen tarihi kabul ettik.İstanbul'u latinlerden geri alan İznik imparatorları Anadolu taraflarına bakmadıklarından (Latinlerin İstanbulu ele geçirmelerinden sonra venediklilerde adaları işgal ederek Latinlerden kaçan Bizans imparatorları Biga ve İznik taraflarında bulundukları sırada Karesi, Aydın ,saruhan beyleri latinlerden çekinmekte olduklarından gerek Türkmen beylerinin ve gerek bizans imparatorlarının latinlere karşı aralarında iyi ilişkiler olmuş ve imparatorların tekrar İstanbul'a naklinde bu bölge Anadolu beyliklerinin desteği görülmüştür.) Karasi Bey idaresindeki Türkmenlerle bundan istifade ederek Bizanslıların arazilerine saldırdı ve bu konuda hayli başarı elde etmiştir.İmparator 2.Andranikos zamanında 1282-1328 yıllarında Karesi Bey Misya kıtasını ele geçirerek hükümetini Marmara ve Adalar denizine kadar büyüterek eski Ekiraos mevkiinde Balık Hisar namıyla Balıkesir'i hükümet merkezi yapmıştır.(Dökini ;Türklerin Tarih-i umumisi isimli eserinde Karesi beyin babasını Kalam ismi altında anlatıyor.Kalam ile oğlu Misya kıtasında  ve Hellespont'un bir kısmına sahiptiler ,diyor.) Bu sırada Karesi beyin mülk elde etmesine önemli bir kuvvet müşarünileyhin ( işaret edilen kişinin) arazisinde iskan edildi.Bu da Dobrucadan gelen Sarı saltuk türkleriydi.Sultan İkinci Giyaseddin Keyhüsrev oğulları arasında devam etmekte olan saltanat savaşları yüzünden Türkmen aşiretlerinden birisi Miladi 1262 (Hicri 662) tarihinde Sarı Saltuk isminde bir reis kumandasında olarak 10.000 ile 20.000 arasında bir mevcutla (Sarı Saltuk batı Türklerince çok tanınan pek ünlü kahramandır.Bunun hakkındaki bilgileri Köprülüzade Fuat beyin Türk edebiyatında ilk mutasavvıflar ismindeki eserlerinden iltikat ettim.sayfa 63.64.65 ,,Sarı Saltuk geleneklere göre Hoca Ahmet Yesevi ismindeki doğu Türklerince pek ünlü olan Pir'in halifelerinden olup ismi Muhammed Buhari'dir.Evliya Çelebi'ye göre Piri Soy ,Sarı Saltuk'u Horasan erenlerinden 700 kişi ile Anadolu'da bulunan halifesi Hacı Bektaş Veli'ye yardıma gönderiyor. Ve beline meşhur tahta kılıcı kuşatarak "Saltuk Mehmedim,Bektaşim seni rum'a göndersin Pir Yesevi leh diyarında dalalet-i ayin olan Sarı saltuk suretine girip ol melunu bu tahta kılıçla katleyle, Makedonya ,Dobruca da yedi krallık yerde nam ve şan sahibi ol." sözleri ile cesaretlendirdikten sonra Hacı Bektaş'ın yanına gönderiyor.Sarı Saltuk Hacı Bektaş'ın yanına gelince o da Pirinin emrine uyarak onu dobrucaya gönderiyor.Sarı Saltuk Dobruca da kerâmetler gösteriyor.Bir çok yerleri alarak halkını müslüman yapıyor ve sonra Dobruca da vefat ediyor.Vasiyeti üzerine yedi tabut tertip ediyorlar, onun değişik şehirlerdeki müritleri bu tabutlardan birisini alıyorlar.Saltuk babayı herkes kendi tabutunda görüyor,sevinerek şehirlerine götürüp defnediyorlar.Bektaşi geleneğinden alınan bu tabut mitolojisi gereğince Sarı Saltuk'un yedi makamı olması bundan ileri geliyor.Yine Bektaşi geleneğine göre Sarı Saltuk'un bir çoban olduğu ve Hacı Bektaş'ın emri ile Ulu abdal ve Kiçi Abdal'ı yanına alarak Sinop'dan seccade üzerinde gürcistan'a gittiği Gürcüleri müslüman yaptıktan sonra Dobruca da Kaligra kalesine çıktığı ve oradaki ejderi öldürdüğü ve ora halkını  islam ettiği meşhurmuş..!! Bektaşiler Sarı Saltuk'u kendi büyüklerinden sayarlar.Yazdığımız üzere  Türkler M.1262 H.662  yıllarında Sinop'dan Dobruca'ya Sarı Saltuk ismimdeki bir alperen kumandası altında geçmişler ve daha sonraları düşmanın baskısı üzerine Karesi beyin arazisine hicret etmişlerdir..Revan köşkündeki türkçe Selçuknamede bu hicretten şöyle bahsetmektedir.; -Dobruca ilinde duran müslümanlar dahi kâfirden uşinen göçüp Karesi iline geçtiler.Üstad-ı muhteremimiz Ahmet tevfik beyefendi , Sarı Saltuk Gazinin fütuhatına dair Şehnameci seyit lokman'ın Viyana kütüphanesinde bir eseri olduğunu anlatıyorlar.Şu iki beyit oradan alınmış "Sarı saltuk uburu Rumeline.altıyüz altmış iki hemen,hep Oğuznameyi tetebbu edip. yazdı icmal ile Seyyid Lokman (Açıklama yapalım ;Beyitten geçen Altıyüzaltmışaltı Hicridir,Miladi 1262 yılıdır.)Sarı Saltuk'un kabri Dobruca Kırı denilen yerdedir,Evliya çelebi seyahatnamesiyle Nev-i zade Atayi'nin Kitab-ı Ezhar'ında bu zatın kerametinden bahsedildiği gibi İbn-i Kemal 'de Mohaçnamesinde (Sayfa 80-83) Dobruca kurbunda sahib-i velayet ve taçdar-ı iklim-i keramet Sarı saltuk sultanın medfun olduğunu anlatmıştır.Çıkan sonuç;Hakkındaki tarihi bilgiler verilen bu kişinin batı Türklerince ünlü ve tanınan bir kahraman olduğuna ve gerçekten ve Alperenlerden bulunduğuna şüphe yoktur.Çanakkale'de Nara burnu civarında Sarı saltuk limanı vardır.)  Sinop sahillerinden gemilere binerek Rumeli'de şimdiki Dobruca taraflarına geçmişler ve orada yerleşmişlerdi.Bu Türkmenler Dobruca'da rahat edemediler .Bir kısmı Bulgar ve Rumların baskısıyla Dobruca'yı terk etmeye mecbur kalıp Ece Halil isminde bir reisin maiyetinde olarak gemilere binip bütün eşya ve hayvanatı ile Karesi Bey'in memleketine göç etmişler ve burada Karesi bey tarafından iyi niyet gösterilerek Karesi ve havalisine iskan edilmişlerdir.İşte Karesi bey bu güzel siyasetle memlekette Türk nüfusunu arttırdığı gibi İç Anadolu'da moğolların zulüm baskısından kaçan Türklere de memleketinin kapılarını açtığından bu surette bir çok nüfus da Karesi ilini hicret ile Karesi hükümetinin önemini arttırmışlardır. (Karesi'deki Çepnilerin Karesi bey ile birlikte bu havaliye göç ettiğine dair Rezm gazatesindeki makaleden bazı notlar alıyorum,; Çepni Türkleri Oğuz'un Dağhan oğullarındandır.Bunlar Türk töresi gereğince akın esnasında geride güvenliği sağlayıcı muhafızı ve çekilmelerde demdar görevini yaparlardı.Çepniler Selçuk beyzadelerinin yuntluğu olan Kırşehir civarında bulunurlarken doğuda saldırı ve baskıya başlayan Moğollardan kaçarak Kara İzi ile aydın taraflarına gelip yerleştiler.Çoğunlukla Karesi (Balıkesir) ,Magnisa (Manisa) ,ve Kütahya taraflarında bulunurlar.)    Mudebbir (Düzenleyici) bir hükümet reisi olan Karesi bey Marmara ve Adalar denizi (Dikkat ederseniz, ege kelimesi yerine yakın zamana kadar kullanılan Adalar denizi olarak kullanılıyor.) sahillerini elde ettikten sonra bir deniz kuvvetleri tedarikine de önem vermiş ve donanma meydana getirmiştir.Karesi Türklerinin Rum iline denizden iki seferleri vardır.Birisi Hicri.731 Miladi 1331 tarihinde 70 tekne ile Akdeniz'den Kara feriye dedikleri Ferecik taraflarına ,ikincisi yine Akdenizden 1333 yılında 60 parça gemi ile Aynaros yarımadasınadır.Bu seferler hakkında şu bilgiler verilmiştir.Karesi bey'in hangi tarihe kadar yaşadığına  dair bir kayda tesadüf edemedim.Karesi bey ve ailesi Balıkesir'in Paşa camii civarındaki türbelerinde defnedilmişlerdir.Türbede kitabe namına bir şey yoktur.Türbe sonradan tamir edilmiştir.Beyne'l -Halk Karesi dede diye ünlü olup türbesi ziyaretgâhdır.Karesi bey sandukalı kabirde ve şebeke içindedir.Karesi Beyin herşeyin varacağı sonucu  önceden düşünüp tedbir alan, halkının gözünde saygınlık ve itibarı olan icraatlerinden anlaşılır.Tesis ettiği hükümet komşusu Osman Bey'in emaretinden daha kuvvetli idi.


1 Yorum | Yorum yaz

Karesi Oğulları ,,, - 14:33, 7/8/2006

Balıkesir'den nostalji

Misya'nın Siyasi durumunu  yazarken bu havalinin Türkler eline ne surette geçtiğini de göstermiştik.Eski kavimlerden Türklere ve ehl-i salip (Haçlı ordusu) savaşları esnasında tekrar rumlara yine Türklere geçmiş olan batı anadolunun Bizansa karşı müdafaası için Selçuklular zamanında uç beyi denilen ve kendilerinin iktidar ve askerlikteki ustalığına itimat edilen kişiler tayin edilir.Bunlar sınırda rumlarla mücadele ederek fırsat buldukça rum memleketlerinin içlerine kadar akın ederler ve elde ettikleri ganimetleri ile geri dönerlerdi.Önemli olan sınırlardan biri Misya taraflarında idi.Karesi hükümetini tesis ile memlekete âlem olan Karesi Bey de Misya hududunda bulunarak rumlara karşı yurdunu muhafaza eden uç beylerindendir.                                          Karesi,,Kara İzi ,,,,Kara İsa ,,,,,,                                                                                              Tarihlerde Selçuklu hükümdarı Gıyasettin Mesud-i sani bin İzzettin Keykavus'un  üst düzey yöneticilerinden  olan Karesi bey'in Misya taraflarında bir hükümet kurduğu görülür.Bu kişiden bahsetmeden evvel gerçek ismi konusundaki tartışmayı burada inceleyelim.Bazı kişiler Karesi ismini  Kara İsa'nın değiştilmişi olsa idi.Karesi şeklinde yelaffuz edilmeyip Karase ,Karaese şeklinde telaffuz etmememizi uygun düşerdi.Karesi'nin Kara İsa'dan gelmiş olduğuna vaki değilim.İkinci Karesi,Kara esi ,Kara izi  tartışmasına gelince ;Buna ait yazılmış olan bir makalenin bazı kısımlarını kaydettikten sonra fikrimi açıklayayım.       Bir aralık Balıkesir'de yayınlanan günlük Rezm gazatesinin 22 temmuz 1339 (Miladi 1923) tarihli nüshasında müdekkikinden (İnceleyen,araştırma yapan kimse) B.S imzalı  bir kişi (Kara İsa- Kara İzi )isimli makale ile Karesi aslının Kara İsa olmayıp Kara İzi olduğunu ileri sürdü.Makalede Hacı Bektaş Veli'ye dair velayetnameden nakledilen açıklamaya göre  (Moğol istilasında Kırşehir'de ve bilhassa Suluca öyük civarında Çepni (Oğuz boyu üçoklardan ) halkının yerleşkesi vardı.Bunların yerleşkelerinin olduğu arazi Selçuk beyzadelerinin yundluğu idi.(Yund ,kısrak demektir.) Moğollar gelince anılan halk beyleri Kara İzi ile Aydın iline göçtüler,Hâlâ bu kara sakinleri  bu halktandır.(makaleden) )    Orta Anadolu 'da ,Kırşehirindeki Çepni halkı Moğol istila ve saldırısı üzerine Kara İzi ile Aydın iline göçmüşlerve Kara izi bey de (Kara İsa) ,(Karasi) (Yiyesi) manalarıyla aynı ifadeyi veren mahalle gelerek yurtlanmışlardır.İzi ,;İsi  ve Yiyesi'nin sahip ,efendi demek olduğunu ve muhtelif  doğu türküleri arasında hâlen İzi isminin kullanılmış ve meşhur bulunduğunu ve Divan-ı Lügâ't-Türk'tede İzi yazılı olduğunu makale sahibi beyan etmişlerdir.Velayetnamede de isim suretinde yazılı imiş. Rezm gazetesi  makale yazarı B.S Beyin yorumu Karasi şekline en yakın olanıdır.Kara İsi, Kara İzi'nin zamanla değişerek Karasi'ye dönüşü lehçeye de uygundur.Bununla birlikte bu kadarla yetinmeyerek daha ince araştırmalarda bulunması tavsiye edilir.(Kara Asyalı isminde bir aşiretin Konya ile arasında bulunduğunu ve 2.Bayazıd zamanında Mısır seferinde Karagöz Paşaya destek olarak Osmanlu ordusuna girdiklerini Tacü't-Tevarih yazıyorsa da bu aşiretin Kara İsalı diye tanınmasından dolayı Karesi ile bir bağlantısı ve ilgisi yoktur.)


yok Yorum | Yorum yaz

Misya'da basılmış paralar,,, - 21:00, 6/8/2006





"Oscar Kardeşime ithaf olunur.


2 Yorum | Yorum yaz

Bigadiç,,Didimotihe veya Didymoteiche - 01:55, 5/8/2006

Eski Bigadiç

Hisar köy (Asar köy)                  Bigadiç ; Balıkesir merkez iline bağlı gelişmiş büyük bir ilçe olup Balıkesir'in güney-doğusuna tesadüf eder. Burada bizans devrine ait kale harabesi vardır.Bigadiç'in eski ismi Didi Motihe'dir .Bigadiç evvelce (1875 veya 1880'den önce)ilçe  olarak idare edilirken  yönetimi  nahiyeye çevrilmiştir.(1942 Depreminden sonra imar edilerek 1943'de ilçeye çevrilmiştir..)  Hisar Köy;Köylüler tarafından Asar köy denilen bu köy mevkiinde eski bir şehir kalıntısı vardır.Hisar Köy ,Bigadiç ilçesinin köylerinden olup Yağcılar köyü ile Bigadiç arasındadır.Hisar Köy önünde tahminen bir buçuk dönüm kadar daire şeklinde bir meydanlık ve bunun etrafında duvar harabesi hâlâ mevcuttur.Meydanlıkta kırılmış dört mermer sütun kalıntısı vardır.Bundan başka köyün bir taraf duvarı harabe kalıntısıdır.Bu camii avlusuda büyük bir bina kalıntısıdır.Üç metre uzunluğunda kalan bir sütun köylü tarafından bir merdiven dayanmak süretiyle minare yapılmıştır.Ilıcasıyla tanınan bu köyün hamam kısmından köy dışına kadar akan sıcak suyun üzerine taştan pek mükemmel ve bugün bile hayret edici kemer yapılmış ve inşaatta burada bolca bulunan kara taştan istifade edilmiştir.Kemer olarak kullanılan taşlardan birinin tülûu iki metre ve kalınlığı yirmi santimetredir.İnşa tarzı kiklopiktir.(Dev taş bloklarla, harçsız yapılan inşaat biçimi) Bigadiç ilçesine bağlı Alan Köyünün karşısında yüksek bir mevkiide hisar kalıntıları ile tuğla ,kesme mermer taşlar görülmektedir.Bu köy Bigadiç yürüyüşle on saat mesafede Poyraz deresindedir.Hisarın üstü tahminen yirmi dönümlük tarladır.Bigadiç'in sekiz kilometre kuzeyinde Simav çayının sol sahilinde Orak harabeleri vardır.


1 Yorum | Yorum yaz

Balıkesir ili Gönen ilçesi Sarıköy ,,Zeleya ,,Zeleia nahiyesi - 22:54, 3/8/2006

Gönen kazasına bağlı Sarıköy Nahiye merkezinin eski ismi Zeleya (Zeleia) 'dır.Bu şehir Truva savaşlarından evvel mevcut olup bir kral tarafından idare edliyordu.Zeleya ,Truva meşhur savaşında diğer komşuları gibi (Daha evvel bahsettiğim Truva ve Misya bölümü) Truva hükümdarı Priyam'a destek veriyordu.Bu sırada Zeleya kralı Likaon'un oğlu Pandaros isminde bir şahıs idi.Homer'in İlyada (İliad) isimli eserinde Zeleya (Zeleia) halkının çalışkan olduğu ,ova hayvanlarının meşhur bulunduğu bilinmektedir.Zeleya halkı Ezopos;Gönen çayının suyunu içerlermiş.İlyada'da geçen Truva savaşlarından bahsedilirken Zeleya kralı Pandaros'a dair geçen mitolojinin bilgilerine dayanarak kaydediyorum. Truva'nın bir ucunda İda dağının eteğinde Zeli'de oturan Ezepos  (Ezop)'un derin sularıyla beslenen zengin arazi ve kavim Likaon'un meşhur oğlu ve bizzat Apollon tarafından yetiştirilmiş olan usta asker Pandaros'a tabii idi.Truva savaşında Pandaros Yunanîlerin meşhur kumandanlarından Diyomed (Melenaos veyahut Diomedes) 'e zehirli bir ok atıyor.Bu ok Pandaros'a hücum etmekte olan Diyomed'in sağ koluna isabet ederek zırhını deliyor.Silahlığı üzerine kanlar akıyor.Bu durumdan memnun olan Pandaros Truvalılara bağırıyor."İleri Truvalılar ,kahraman süvariler ;ben Yunanîlerin kahramanını yaraladım,O ıstıraplarına daha fazla dayanamaz,Sözüme inanınız,İleri. diyor.Fakat Diyomed (Melenaos)'i öldüremiyor.Bu sırada Stenelas (Stehenelaus) isminde diğer bir kumandan arabasından atlayarak Diyomed'in sağ omuzundan oku çıkartıyor.Bunu haber alan mabut Minerva yarayı iyi ederek Diyomed'in eski kuvvetini iade ediyordu.Bu defa da Yunanîler Truvalılara şiddetle hücum ediyorlar ve Diyomed bir kaç Truva kahramanını öldürüyor ve hasmı olan Pandaros'u arıyor. Bu sırada Ene (Enyo )adında bir Truvalı Pandaros'u tanıyor ve ona "Pandaros ok ve yayların nerededir ? Şan ve şerefini unutuyormusun? Jupiter'e dua etmek üzere ellerini kaldır ve Truvalılara müthiş zarar vermekte olan Diyomed'e bir ok at". Pandaros savaşa atılıyor ve Diyomed'e "Seni madem zehirli okum korkutmadı şimdi de mızraklarımızı tecrübe edelim "Diyor ve attığı mızrak Diyomed'i göğsünden yaralıyor.Diyomed bundan da kurtuluyor ve karşılık olarak Pandaros'un üzerine mızrağını atıyor ve bu mızrak Mizve mabedinin yardımıyla Pandaros'un burnuna ,gözlerinin yanına isabet ediyor ve sivri uç dişleri geçerek dilinin ucunu kesiyor.Çenesinin altından çıkıyor.Pandaros arabasından cansız halde yere düşüyor.Zelaya'lılar daha sonra Pandaros'un cesedini alarak merkez hükümete getirip gömüyorlar. Zeleya (Zeleia)' da Öyücek denilen bir tepe vardır.Bunun üstünde bir dede ziyaret ediliyor.Bunun eski mezarlardan olduğuna şüphe yok.Burada evvelce gizlice kazı da yapılmış. Bu tepeciğin önündeki tarlada ,yol üzerinde ve daha ilerideki dutluk arazide temeller görülmektedir.Temeller taş ve horasanla (İçerisinde yumurta ,kiremit tozu da bulunan harç)yapılmıştır.Yine burada eski paralar  bulunmaktadır.Bu paraların  tunç ve bakırdan on iki parçası Sarıköy eşrafından KuşcubaşıoğluMehmet ağanın dutluğunda bulunmuş olup Mahmut ağa'da mahfuzdur. Paralar eski yunanca  olup bir çokları silinmiş okunamıyor.Bunlardan bazılarının şekilleri şöyledir.;Paranın bir tarafında E . A . N harfleri olup yunanca bu üç harf bir araya gelirse "bir" manasında  olup diğer yüzünde ise kadın başı ve sağında 'Ana' kelimesi yazılmıştır.para tunçtandır.Sarıköy ile Keçi Dere arasında temellere ve bazı eski kalıntılara rastlanıyor.


4 Yorum | Yorum yaz

Gönen ,,Artemea - 02:05, 2/8/2006

Artemea şehri şimdiki şehrin ılıca kısmı ile karşısındaki kabristan ve tarla ile Pomak Hasan bey Köyü arasında olup temelleri ve eski kaldırımları görülmektedir.Kasabanın ötesinde berisinde kabristan duvarlarında eski devirlere ait büyük basit surette işlenmiş taşlar görülmektedir.Eski Yunanîlere ait ve cenaze ziyafetini zihinde canlandırarak yapılmış ve sofra başında yemek yemekte olan üç şahsı görülen bir metre uzunluğunda bulunan bir mermer levha teftişim esnasında banyo bahçesinde görülerek Gönen ikmal Okuluna nakil edilmiştir.Gönende Milattan sonra ikinci yüzyıla ait ve cenaze ziyafetini gösterir. "Nikoforos Galikonis'in mezar taşı İstanbul müzesinde altıncı salondadır.Gönen'in batısında granit kayasından yapılmış "Baba Yaka" kale harabesi vardır.Bundan başka yine Gönen'in Güney-batısında "Atıcı Baba" kale harabesi ve kale altında eski mezar yeri görülür.Bu mezarlar nısıf (yarım)tuğla kemerle yapılmıştır.Çınar Pınar ile Atıcı oba arasındaki mevkiide eski bir kasabanın kemerleri görülüyor.Burada kale duvarının içinde sofra başında yan yatmış yemek yiyen iki şahıs ile bir bir beygir kafası görülmüştür.Bu tarz süslemeler eski yunanî 'e ait olduğu bilinmektedir.Atıcı oba ve Baba kaleleri Kiklop( Dev taş bloklarla yapılan harçsız duvarların örgüsüne ve bu duvarlarda kullanılan taşlara verilen isim.)  tarzındadır. "Atıcı Baba " harabesi "Alaca Oluk" köyü civarındadır,Gönen civarındaki harabeler hakkında beni aydınlatan Gönen belediye mühendisi Alman tebaasından muhterem "Yuan" Efendinin 1/1000 mikyasındaki Atıcı Oba kalesine ait planını göstermiştir.Gönen  mıntıkasında Ala dağ 'da Porta denilen mevkii de iki metre Boy bir metre irtifa  ve yarım metre kalınlığında bir granit taşın üzerinde süslemeli yazı vardır.Yazıların çoğu silinmiş olduğundan köylülerin anlattıklarına göre " Maden Dağı" yazılı imiş. Gönen'in Bey Oğlu Köyü civarında iki eski kasabanın temelleri mevcut olup dışarıdan görülebilir.Mevkii şimdiki ormanlık halindedir.Bu iki kasabadan birinin şimdiki ismi    " Fırınlık" diğerinin adı " Gâvur şehri"dir.Bazı boş küpler elde ediliyor.Gönen'in doğusunda Keçeler köyünde eski temellere rastlanılmaktadır.


yok Yorum | Yorum yaz

Ayvalık ,,-Kidonya,,-Cydonia - 12:59, 30/7/2006

Perekonez (marmara) Adasındaki mai ile göl rengindeki mermer ocakları adanın kuzey tarafına tesadüf ediyordu. Kidonya (Cydonia) ; Ayvalık ismi verilen kazanın evvelce Cunda ;(Alibey) adası mevkiinde olduğu söyleniyor.Sonradan ada ikamet edenleri şimdiki mevkiiye geçerek Ayvalık kasabasını tesis etmişlerdir.Ayvalığın karşısındaki küçük mesk adalarında bazı bizans eserlerine rastlanılıyor.Ayvalığın eski adı  Sistene' (Cisthene)'dir.Burası tarihte Yunan emellerine hizmetiyle ünlüdür.( Ayvalık rumlarının Mora isyanına katılmaları ve Miladi 1821 (Hicri 1236) senesinde Rum izbandit kayıkları ile isyana katıldıkları bilinmektedir.Tarihi verilen senede sadir (görülen ,bilinen) fermanda Ayvalıklıların cezalandırılması için Denizli Voyvodası (Açıklayalım:Reis ,subaşı ,ağa gibi çeşitli anlamlara gelen bir tabirdir.Yoyvodalık Osmanlılarda 17.yy'da başlamıştır.Eyalet valileri ve sancak  mutasarrafları uhdelerine tevcih olunan eyalet ve sancakların kazalarına halkın kendi isteği ile yerlilerin ileri gelenlerinden birini Voyvoda tayin ederlerdi.)   memur kılınmıştı.Voyvodanın  vürudundan (gelmesinden evvel)  gailenin (bu sıkıntının) def-i ahalinin nefir-i âmm (Bütün askerlerin savaş için hazırlanmalarına dair olan farisi kökenli ferman) suretiyle bunları tedip (kelime anlamı ;uslandırma, terbiye etme) etmeleri emir olunmuştur.Ayvalık'da bulunmuş olan Roma imparatoru Mark Orel heykelinin başı İstanbul müzesinin onsekizinci salondadır.


yok Yorum | Yorum yaz
« Son Sayfa Sonraki Sayfa »